İçeriğe geç
Türkiye Arşivi

AHBAP Soruşturmasında Haluk Levent Dahil 23 Kişi Adliyede: İddialar, Savunma ve Sürecin Detayları

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada şikayetçiler milyonlarca liralık dolandırıcılık iddia ediyor; Haluk Levent ise 'yolsuzluk değil usulsüzlük' diyerek suçlamaları reddediyor.

Türkiye Arşivi Haber Merkezi 15 Temmuz 2026 9 dk okuma
Paylaş
AHBAP Soruşturmasında Haluk Levent Dahil 23 Kişi Adliyede: İddialar, Savunma ve Sürecin Detayları
Özet — 30 saniyede
Yapay Zekâ
  • AHBAP Derneği soruşturmasında Haluk Levent dahil 23 kişi adliyeye sevk edildi.
  • Şikayetçilerin iddialarını, Haluk Levent'in savunmasını ve hukuki süreci masumiyet karinesini gözeterek derledik.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından AHBAP Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, derneğin kurucusu müzisyen Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu 23 kişi adliyeye sevk edildi. Soruşturmanın merkezinde, bazı kişilerin öne sürdüğü dolandırıcılık iddiaları yer alıyor. Haluk Levent ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, olayı 'yolsuzluk değil usulsüzlük' olarak nitelendirdi.

Türkiye Arşivi olarak bu haberi, Halk TV ve Sözcü'den Hürriyet, NTV ve Cumhuriyet'e kadar farklı yayın çizgilerindeki kaynakların aktardığı bilgileri karşılaştırarak; hem şikayetçilerin iddialarını hem de Haluk Levent'in savunmasını aynı ağırlıkta vererek derledik. Bu haberde aktarılan tüm suçlamaların, henüz yargı kararıyla kanıtlanmamış iddialardan ibaret olduğunu baştan vurgulamak gerekiyor.

Soruşturmanın kapsamı

Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor ve AHBAP Derneği ile ilişkilendirilen bazı mali işlemlere odaklanıyor. Bu kapsamda Haluk Levent'in yanı sıra dernekle bağlantılı çeşitli isimler de dahil olmak üzere toplam 23 kişi adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk, bir mahkumiyet anlamına gelmiyor; ifadelerin alınması ve sürecin adli makamlar önünde ilerlemesi anlamına geliyor. Sürecin bundan sonrası, savcılığın toplayacağı delillere ve alınacak ifadelere bağlı olarak şekillenecek.

Şikayetçilerin iddiaları

Soruşturmayı besleyen temel unsur, kendilerini mağdur olarak tanımlayan bazı kişilerin öne sürdüğü iddialar. Bu iddiaların başlıcaları şöyle:

Sevda Kurt'un iddiası: Şikayetçilerden Sevda Kurt, ifadesinde Haluk Levent tarafından yaklaşık 90 milyon TL dolandırıldığını öne sürdü. Kurt, 2022'de derneğe bağış yaptıktan sonra borç vermeye ikna edildiğini; bu kapsamda 2025 Mart'ında 70 milyon TL, ayrıca 9 milyon 400 bin TL ve 160 bin dolar tutarında transferler gerçekleştirdiğini iddia etti.

Esin Önder Çağlayan'ın iddiası: Bir başka şikayetçi Esin Önder Çağlayan ise Haluk Levent'e parça parça toplam 70 milyon dolar borç verdiğini; bunun karşılığında 68 adet gayrimenkul aldığını ancak bu taşınmazların ekspertiz değerinin yalnızca 35 milyon dolar olduğunu ileri sürdü. Çağlayan, ayrıca bazı taşınmazların bankaya 60 milyon dolar değerinde gösterildiğini, oysa banka raporlarında 24 milyon 800 bin dolar değerinde olduğunu savundu ve 'vicdanının istismar edildiğini' iddia etti.

Bu iddiaların tamamı, şikayetçilerin beyanlarına dayanıyor ve henüz bir yargı kararıyla doğrulanmış değil.

Haluk Levent'in savunması

Haluk Levent, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve ifadesinde ayrıntılı bir savunma yaptı. Savunmasının öne çıkan başlıkları şöyle:

  • Temel argüman: Levent, 'Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz' ifadesini kullandı. Yani dernek parasını kişisel kazanç için değil, kural dışı yöntemlerle yönetmiş olabileceğini kabul etse de, bir dolandırıcılık kastı bulunmadığını savundu.
  • Mali durum: Adına kayıtlı bir mal varlığı olmadığını, başkaları adına açılmış hesapları yönettiğini belirtti. Borsa işlemleri nedeniyle borçlandığını, ancak dernek parasını bu amaçla kullanmadığını öne sürdü.
  • 80 milyon liralık işlem: 150 milyon lira değerindeki 20 daireyi derneğe 80 milyon liraya satmak istediğini, ancak tapu işlemlerinin tamamlanamadığını açıkladı. 'Tapular yetişseydi 80 milyon liranın faizleriyle birlikte yasal şekilde' kapatılacağını iddia etti.
  • Yönetim kusurunu kabul: 'Ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim' diyerek idari eksiklikleri kabul etti.

Bu savunma, haberin ayrılmaz bir parçası: Hukukun temel ilkesi olan masumiyet karinesi gereği, sanığın anlatısı da iddialar kadar görünür kılınmak zorunda.

Diğer şüphelilerin ifadeleri

Soruşturmada ifadesi alınan isimlerden AHBAP kurucu üyesi Emrah Gödeliner ise para transferlerinin 'tamamen Haluk Levent isimli şahısla ilgili olduğunu' ve derneğin adı kullanılarak maddi menfaat elde edilmediğini öne sürdü. Bu ifade, soruşturmanın dernek tüzel kişiliği ile bireysel işlemler arasındaki ayrımı da gündeme getiriyor. Adliyeye sevk edilen diğer isimlerin ifadeleri de sürecin seyrini etkileyecek unsurlar arasında.

AHBAP nedir?

AHBAP, Haluk Levent tarafından kurulan ve özellikle doğal afetler sonrası yürüttüğü yardım kampanyalarıyla tanınan bir dernek. Deprem gibi büyük felaketlerin ardından geniş kamuoyu desteğiyle topladığı bağışlarla gündeme gelen dernek, Türkiye'de sivil dayanışmanın en bilinen örneklerinden biri olarak biliniyordu. Bu nedenle derneğe yönelik bir soruşturma, yalnızca hukuki değil, kamu vicdanı ve sivil toplum kuruluşlarına duyulan güven açısından da tartışma yarattı. Soruşturmanın seyri, bağışçıların ve kamuoyunun bu tür kuruluşlara bakışını da etkileyebilecek bir öneme sahip.

Masumiyet karinesi neden bu kadar önemli?

Bu tür yüksek profilli soruşturma haberlerinde en büyük risk, iddiayı hükümle karıştırmak. Oysa masumiyet karinesi, bir kişinin suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit olana kadar masum sayılmasını gerektirir. Adliyeye sevk, ifade verme ve hatta tutuklama; bunların hiçbiri suçluluğun kanıtı değildir. Özellikle kamuoyunda tanınan isimler söz konusu olduğunda, medyada oluşan algı, henüz kanıtlanmamış iddiaların bir 'hüküm' gibi yayılmasına yol açabiliyor. Türkiye Arşivi olarak biz, bu ilkeyi gözeterek hem iddiaları hem savunmayı olabildiğince tarafsız aktarmayı; nihai değerlendirmeyi ise bağımsız yargıya ve okurun muhakemesine bırakmayı tercih ediyoruz.

Hukuki süreç bundan sonra nasıl işleyecek?

Soruşturmanın bundan sonraki aşaması, savcılığın delilleri değerlendirip bir iddianame hazırlaması olacak. İddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle dava süreci resmen başlar. Bu aşamada şüphelilerin ifadeleri, mali kayıtlar, tapu ve banka belgeleri gibi somut deliller belirleyici olacak. Sürecin ne kadar süreceği ve nasıl sonuçlanacağı; toplanan delillerin niteliğine ve mahkemenin değerlendirmesine bağlı. Bu nedenle kesin bir yargıya varmak için yargı sürecinin tamamlanmasını beklemek gerekiyor.

Sivil topluma ve bağış kültürüne güven

AHBAP gibi geniş kamuoyu desteğiyle çalışan derneklere yönelik soruşturmalar, yalnızca ilgili kişileri değil, toplumdaki bağış kültürünü ve sivil topluma duyulan güveni de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, özellikle büyük afetlerin ardından güçlü bir dayanışma refleksi gösteren bir toplum; milyonlarca yurttaş, felaketzedelere ulaşmak için sivil toplum kuruluşlarına bağış yapıyor. Bu güven, aynı zamanda bu kuruluşların en değerli sermayesi. Dolayısıyla bir derneğe yönelik iddiaların gündeme gelmesi, bağışçılarda 'paramın nereye gittiğini biliyor muyum?' sorusunu güçlendirebiliyor. Bu nedenle sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi ve sonuçlanması, yalnızca ilgili taraflar için değil, genel bağış kültürünün sağlığı açısından da önem taşıyor.

Dernek mali denetimi nasıl işler?

Türkiye'de dernekler, ilgili mevzuat çerçevesinde belirli mali denetim ve raporlama yükümlülüklerine tabi. Dernekler, gelir ve giderlerini kayıt altına almak, belirli eşiklerin üzerindeki faaliyetlerde beyanname vermek ve gerektiğinde denetime tabi olmak zorunda. Büyük bağış kampanyaları yürüten kuruluşlarda ise mali şeffaflık daha da kritik hale geliyor; çünkü bu kuruluşlar, kamuoyunun emanet ettiği kaynakları yönetiyor. Bir soruşturmanın merkezinde çoğu zaman bu mali kayıtların, para transferlerinin ve harcama kalemlerinin incelenmesi yer alıyor. Somut belgeler, banka kayıtları ve muhasebe verileri, iddiaların doğrulanması veya çürütülmesi açısından belirleyici oluyor. Bu nedenle bu tür süreçlerde 'kim ne dedi' kadar 'belgeler ne diyor' sorusu da önem kazanıyor.

Medya, algı ve 'linç' riski

Yüksek profilli isimlerin karıştığı soruşturmalarda en büyük tehlikelerden biri, medyada ve sosyal medyada oluşan algının, henüz kanıtlanmamış iddiaları bir 'hüküm' gibi yaymasıdır. Tanınmış bir isim söz konusu olduğunda, iddialar hızla yayılıyor ve kamuoyunda bir 'ön yargılama' oluşabiliyor. Oysa hukuk, kararı medyaya değil mahkemeye bırakır. Sorumlu habercilik, bu noktada devreye giriyor: İddiaları aktarırken 'iddia' olduğunu net biçimde belirtmek, savunmaya da yer vermek ve kesin dilden kaçınmak, hem etik hem de hukuki bir gereklilik. Bir kişinin adı bir soruşturmada geçtiği için toplumsal olarak mahkum edilmesi, sonradan beraat etse bile telafisi zor bir mağduriyet yaratabiliyor. Türkiye Arşivi'nin bu haberde hem iddiaları hem savunmayı dengeli aktarma tercihi, tam da bu riski gözetiyor.

Bağışçılar bu süreçte ne yapmalı?

Bu tür gelişmeler, bağış yapan yurttaşların aklına haklı sorular getiriyor. Uzmanlar, genel olarak bağış yaparken kuruluşların mali raporlarına, denetim durumuna ve şeffaflık uygulamalarına dikkat edilmesini öneriyor. Ancak tek bir soruşturmanın, tüm sivil toplum kuruluşlarına duyulan güveni zedelemesine izin vermemek de önemli; zira şeffaf ve hesap verebilir biçimde çalışan çok sayıda kuruluş bulunuyor. Bir soruşturmanın sonucu netleşmeden, bir kuruluş hakkında kesin bir yargıya varmak da adil olmuyor. Sağlıklı bir bağış kültürü, hem kuruluşların şeffaflığına hem de bağışçıların bilinçli tercihlerine dayanıyor.

Sık sorulan sorular

Haluk Levent tutuklandı mı? Haberlerde Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu 23 kişinin adliyeye sevk edildiği belirtiliyor. Adliyeye sevk, ifade süreci anlamına gelir ve bir mahkumiyet değildir.

İddia edilen tutarlar ne kadar? Şikayetçiler, ayrı ayrı 90 milyon TL ve 70 milyon dolar gibi tutarlarda mağdur edildiklerini iddia ediyor. Bu rakamlar iddia niteliğinde olup yargı kararıyla kanıtlanmış değil.

Haluk Levent ne diyor? Suçlamaları reddediyor; olayı 'yolsuzluk değil usulsüzlük' olarak niteliyor, dolandırıcılık kastı bulunmadığını ve idari hatalar yaptığını savunuyor.

AHBAP kapatıldı mı? Haberlerde derneğin kapatıldığına dair bir bilgi yer almıyor; süreç, dernekle ilişkilendirilen mali işlemlere yönelik bir soruşturma niteliğinde.

Soruşturmayı kim yürütüyor? Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor ve derneğe ilişkin bazı mali işlemlere odaklanıyor.

İddialar kanıtlandı mı? Hayır. Haberde aktarılan tüm suçlamalar, şikayetçilerin beyanlarına dayanan iddialar niteliğinde; hiçbiri henüz yargı kararıyla kanıtlanmış değil. Masumiyet karinesi gereği süreç sonuçlanana kadar kesin yargıdan kaçınmak gerekiyor.

Bu haber, tanınmış isimlerin karıştığı soruşturmalarda sorumlu haberciliğin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek. Türkiye Arşivi olarak amacımız, ne iddiaları görmezden gelmek ne de onları bir hükümmüş gibi sunmak; her iki tarafın anlatısını da dengeli biçimde okura ulaştırmak ve nihai kararı bağımsız yargıya bırakmaktır.

Soruşturma nasıl bir yol izleyecek?

Bu tür ekonomik suç soruşturmalarında hukuki süreç, genellikle titiz bir delil toplama aşamasıyla ilerliyor. Savcılık; banka kayıtlarını, para transferlerini, tapu işlemlerini, muhasebe belgelerini ve tanık ifadelerini bir araya getirerek iddiaların somut dayanaklarını değerlendiriyor. Ekonomik suçlarda 'kast' unsuru, yani bir kişinin haksız kazanç elde etme niyetiyle mi yoksa idari bir hatayla mı hareket ettiği, davanın seyrini belirleyen en kritik noktalardan biri. Haluk Levent'in savunmasında 'usulsüzlük ama yolsuzluk değil' vurgusu yapması da tam bu ayrıma işaret ediyor: Savunma, bir kastın bulunmadığını öne sürüyor. Bu iddianın doğruluğu ise ancak somut delillerin mahkemede değerlendirilmesiyle ortaya çıkacak. Bu nedenle sürecin sonucunu şimdiden öngörmek mümkün değil.

Bilirkişi ve mali inceleme kritik olacak

Bu tür dosyalarda bilirkişi raporları ve mali incelemeler, çoğu zaman belirleyici rol oynuyor. Şikayetçilerin öne sürdüğü gayrimenkul değerleri, ekspertiz tutarları ve banka raporları arasındaki farklar, uzman incelemesiyle netleştirilecek. Örneğin bir taşınmazın gerçek piyasa değeri, iddia edilen değerle örtüşüyor mu; para transferleri hangi hesaplar arasında ve hangi gerekçeyle gerçekleşmiş; dernek kaynakları ile bireysel işlemler nasıl ayrışıyor gibi sorular, teknik incelemeyle yanıt bulacak. Bu da sürecin zaman alabileceğini gösteriyor. Kamuoyunun hızlı bir sonuç beklentisi ile hukukun titiz işleyişi arasındaki fark, bu tür yüksek profilli davalarda sık sık gündeme geliyor.

Kamuoyunun rolü ve sorumluluğu

Yüksek profilli bir isim söz konusu olduğunda, kamuoyunun tepkisi de sürecin bir parçası haline geliyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, kamuoyu baskısının yargı sürecinin yerini alamayacağı. Ne iddiaların medyada yaygınlaşması bir suçun kanıtı, ne de bir kişinin sevilen bir isim olması masumiyetin garantisidir. Sağlıklı bir kamuoyu tartışması, kesin yargılardan kaçınan, hem iddiaları hem savunmayı dikkate alan ve nihai kararı bağımsız yargıya bırakan bir olgunluk gerektiriyor. Türkiye Arşivi olarak biz de bu haberi, tam da bu olgunluk çerçevesinde; taraf tutmadan, iddiaları ve savunmayı yan yana koyarak aktarmayı görev biliyoruz.

Şeffaflık neden çözümün parçası?

Bu tür tartışmaların ardından sıkça dile getirilen bir öneri, sivil toplum kuruluşlarında mali şeffaflığın güçlendirilmesi. Bağış toplayan kuruluşların gelir ve giderlerini düzenli, anlaşılır ve kamuya açık biçimde raporlaması; hem bağışçıların güvenini pekiştiriyor hem de olası suistimal iddialarının önünü kesiyor. Bağımsız denetim, açık muhasebe ve düzenli faaliyet raporları, bir kuruluşun kamuoyuna hesap verebilirliğinin temel araçları. AHBAP soruşturmasının gösterdiği en önemli derslerden biri, büyük kaynakları yöneten kuruluşlarda kurumsal yönetişimin ve iç denetimin ne kadar kritik olduğu. Güçlü bir şeffaflık kültürü, hem kuruluşları korur hem de toplumun dayanışma refleksini canlı tutar.

Bu noktada, tek bir dosyanın tüm sivil toplum alanına gölge düşürmemesi de önemli. Türkiye'de şeffaf, hesap verebilir ve etkin biçimde çalışan çok sayıda kuruluş bulunuyor. Bir soruşturmanın sonucu netleşmeden genel bir yargıya varmak, hem bu kuruluşlara hem de onların ulaştığı ihtiyaç sahiplerine haksızlık olur. Sağlıklı bir kamuoyu tartışması, sorunları görünür kılarken dayanışma kültürünü de korumayı bilir.

Sonuç

AHBAP soruşturması, hem hukuki hem de toplumsal boyutlarıyla yakından izlenecek bir gelişme. Bir tarafta milyonlarca liralık dolandırıcılık iddiaları, diğer tarafta 'usulsüzlük ama yolsuzluk değil' diyen bir savunma var. Bu iki anlatının hangisinin gerçeği yansıttığını belirleyecek olan, medyada oluşan algı değil; bağımsız yargının toplayacağı deliller ve vereceği karar. Türkiye Arşivi olarak, masumiyet karinesini gözeterek süreci tarafsız biçimde izlemeye ve yeni gelişmeleri okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz. İddianamenin hazırlanması, bilirkişi raporlarının tamamlanması ve mahkeme aşamaları, önümüzdeki dönemde bu dosyanın seyrini belirleyecek başlıca gelişmeler olacak. O güne kadar, hem iddiaların hem de savunmanın hakkını vererek, kesin yargılardan kaçınan bir habercilik anlayışını sürdürmek en doğru yaklaşım olacak.

Bu haber sizde ne uyandırdı?

Bu habere sor

Yapay zekâ yalnızca bu haberin içeriğine dayanarak yanıtlar.

Kör Nokta Analizi

Kör Nokta· Sağ medya az yer verdi

Bu konu 5 farklı kaynaktan derlendi. Aşağıdaki dağılım, hangi siyasi eğilimin konuya ne ölçüde yer verdiğini gösterir.

  • Sol%60
  • Merkez%40
  • Sağ%0

Bu haber 5 tanımlı kaynaktan derlendi (sol 3, merkez 2, sağ 0). Sağ cenahı görece az yer verdi.

Tüm kaynakları ve kör nokta detayını gör

Yorumlar

(0)

İlk yorumu siz yapın.

·

İlgili Haberler