Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasası Meclis'e Geliyor: Geçici Kanun ve İzleme Kurulu Gündemde
9-10 maddelik yasa taslağı temmuzun üçüncü haftasında TBMM'ye sunulması beklenirken DEM Parti taslağı görmediğini açıkladı
- Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa taslağının temmuzun üçüncü haftasında TBMM'ye sunulması bekleniyor.
- TBMM Başkanı Kurtulmuş yasanın geçici ve genel af niteliğinde olmayacağını belirtirken, DEM Parti taslağı göremediklerini ve İmralı heyetinin 40 gündür Öcalan'la görüşemediğini açıkladı.
- İçişleri Bakanı Çiftçi ise 2 bin 763 kontrol noktasının kaldırıldığını ve 219 teröristin teslim olduğunu duyurdu.
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa taslağının temmuz ayının üçüncü haftasında, yani 17 Temmuz haftasında TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi sonrası yaptığı açıklamada 'Terörsüz Türkiye sürecini hükümetimiz başardı' derken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da Meclis tatile girmeden yasanın çıkacağını ifade etti.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı yol haritası raporu doğrultusunda şekillenen 9-10 maddelik taslak, silah bırakma sürecini izleyecek bir kurulun oluşturulmasını da öngörüyor. Ancak DEM Parti, taslağı göremediklerini ve İmralı heyetinin 40 gündür Abdullah Öcalan ile görüşemediğini belirterek sürece şeffaflık çağrısında bulundu. Muhalefet partileri ise süreci 'teslimiyet' olarak eleştiriyor.
Öne Çıkanlar
- Çerçeve yasa taslağının 9-10 maddeden oluştuğu ve temmuzun üçüncü haftasında TBMM'ye sunulmasının beklendiği bildirildi.
- TBMM Başkanı Kurtulmuş, yasanın geçici ve münhasır olacağını, genel af niteliğinde olmayacağını açıkladı.
- İçişleri Bakanı Çiftçi, sürecin başladığı 12 Mayıs 2025'ten bu yana 219 teröristin teslim olduğunu ve 2 bin 763 kontrol noktasının kaldırıldığını duyurdu.
- DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, yasa taslağını görmediklerini ve İmralı heyetinin 40 gündür Öcalan'la görüşemediğini söyledi.
- İYİ Parti ve Zafer Partisi süreci 'teslimiyet' olarak nitelendirerek çerçeve yasaya karşı çıkacaklarını açıkladı.
Çerçeve yasa ne zaman Meclis'e gelecek?
Çerçeve yasa taslağının Temmuz ayının üçüncü haftasında, yani 17 Temmuz civarında TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 5 Temmuz'da Şırnak'ta yaptığı açıklamada 'Ümit ediyorum ki parlamentomuz tatile girmeden bu iş büyük oranda bitmiş olur' demiş ve yasanın Meclis yaz tatiline girmeden önce yasalaşacağını öngörmüştü. Meclis kulislerinde ise çalışmaların Ağustos ayının ilk haftasına kadar sürebileceği de konuşuluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi sonrası yaptığı basın toplantısında sürecin başarıya ulaştığını belirterek 'Terörsüz Türkiye sürecini hükümetimiz başardı. Artık Doğu ve Güneydoğu'da çobanlarımız yaylada' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, çerçeve yasanın önündeki siyasi engelin kaldırıldığı şeklinde yorumlandı. AK Parti yetkilileri de 'Bizim kanunumuz hazır. Meclis kapanmadan bu işi bitirmek istiyoruz' mesajını veriyor.
Ancak T24'nin kulis haberine göre, Genel Kurul'da bekleyen 12. Yargı Paketi, torba kanun ve öğrenci affı gibi teklifler nedeniyle çerçeve yasanın yeni yasama yılına kalabileceği de iddia ediliyor. Cumhuriyet gazetesinin haberinde ise parti kaynaklarının 'Başlangıçta silah bırakma şart olarak ortaya konuldu. Şimdi ise yasa çıkarılarak silah bırakma sürecinin izlenmesi modeli benimsendi. Bu iki yaklaşım arasında ciddi bir fark var' değerlendirmesi yer aldı. Bu, sürecin ilk açıklanan takviminden sapabileceğine işaret ediyor.
Habertürk'ten Mahir Kılıç'ın haberine göre, çerçeve yasa taslağının DEM Parti ile paylaşılması ve parti yetkili kurullarında ele alınmasının ardından İmralı heyetinin adaya gitmesi bekleniyor. Temasların tamamlanması halinde teklifin resmen Meclis'e sunulabileceği ifade ediliyor. AK Parti kaynakları ise karşı tarafın büyük mağaraları ve silahları teslim etmesi gerektiğini, bunun sağlanması halinde 'ertesi gün kanun çıkabileceğini' belirtiyor.
Çerçeve yasanın içeriği nedir?
Çerçeve yasanın 9 ila 10 maddeden oluştuğu ve müstakil, geçici bir kanun olacağı belirtiliyor. TBMM Başkanı Kurtulmuş, yasanın niteliğini şöyle açıkladı: 'Yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak. Süre verilecek; gelip silahını bırakan, örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden mensuplar bundan istifade edecek. Asla bir af niteliğinde olmayacak.' Bu tanım, yasanın belirli bir süre için geçerli olacak ve yalnızca silah bırakan örgüt mensuplarını kapsayacak bir düzenleme olduğunu ortaya koyuyor.
Memurlar.Net'in haberine göre, taslakta Türkiye'ye gelen örgüt mensuplarının 5 yıl siyaset yapamayacağı ve yaklaşık 200 örgüt yöneticisinin Türkiye'ye gelemeyeceği hükümlerinin yer alacağı belirtiliyor. AK Parti kaynakları, suç işlememiş olsalar bile belli bir süre adli kontrol kurallarının uygulanacağını ve bu süre içinde siyaset yapmalarının mümkün olmayacağını dile getiriyor. Yasada süre sınırı da olacak; AK Parti bu sürenin 1 yıl olmasını istiyor.
Çerçeve yasada en kritik başlıklardan biri, silah bırakma sürecini takip edecek bir izleme kurulunun oluşturulması. Habertürk'ün haberine göre, bu kurulun silah bırakmayı denetlemesi ve sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlaması öngörülüyor. DEM Parti, kurulun oluşması halinde kurul üyelerinin Abdullah Öcalan ile de temas kurmasını istiyor. Bu talep, sürecin en hassas noktalarından birini oluşturuyor.
Independent Türkçe'de yayımlanan analizde, yeni düzenlemenin Türkiye'nin geçmişte çıkardığı 8 pişmanlık yasasının devamı olarak görülmemesi gerektiği vurgulanıyor. Analizde, 'Yeni düzenlemenin yalnızca 8. pişmanlık yasasının devamı olarak görülmesine izin verilmemelidir' denilerek, geçmiş tecrübelerden ders çıkarılmasının zorunlu olduğu belirtiliyor. Yaklaşık 8-10 bin örgüt üyesinin ve 200 civarında yönetici kadronun büyük bölümünün Türkiye'ye gelmek yerine üçüncü ülkeleri tercih edeceği ifade ediliyor.
'Silahların bırakıldığının tespitiyle oluşacak bir çerçeve yasa. Bu yasa geçici bir yasa olacak. Kıyamete kadar olmayacak. Silahlarını bırakan bundan istifade edecek. Yasal düzenleme genel af niteliğinde olmayacak.' — TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, NTV'ye yaptığı açıklamada
DEM Parti neden taslağı göremiyor?
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, çerçeve yasanın temmuzda Meclis gündemine alınması konusunda mutabakat sağlandığını açıklarken, yasa taslağının içeriğini bilmediklerini söyledi. Doğan, 'Biz yasal çerçevenin kapsamını bilmiyoruz, içeriğini bilmiyoruz. Israrlarımıza rağmen henüz bizimle paylaşılan bir taslak yok' diyerek sürecin şeffaflığına dikkat çekti. Bu açıklama, iktidar ile DEM Parti arasındaki bilgi asimetrisini gözler önüne serdi.
Doğan'ın en çarpıcı iddiası, İmralı Heyeti'nin 40 gündür Abdullah Öcalan ile görüşemediği yönünde. Doğan, Öcalan'la taslağın görüşüldüğü ve onayladığı söylendiğini ancak bunu teyit edemediklerini belirtti. Medyascope'ta Ruşen Çakır'ın konuğu olan Doğan, 'Heyet görüşmelerinde bu yasanın TBMM'de kurulan komisyonun raporuna uygun biçimde çıkması gerektiği görüşü iletildi. Net bir tavır alındı' dedi. Öcalan'ın yasayı 'kök hücre yasası' olarak nitelendirdiği de öğrenildi.
T24 yazarı Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, DEM Parti'nin çerçeve yasa konusunda bir rahatsızlığı bulunuyor. Parti kurmayları, sürecin başında 'önce örgütün tamamen silah bırakması ve bunun devlet tarafından tespit edilmesi, ardından yasal düzenlemelerin yapılacağı' yönünde açıklamalar yapıldığını anımsatıyor. Gelinen noktada ise silah bırakma süreci tamamlanmadan çerçeve yasanın gündeme getirilmesinin, sürecin ilan edilen takvimini değiştirdiğini savunuyorlar.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise komisyon çalışmalarının uzun süre önce tamamlanmasına rağmen çerçeve yasanın hala çıkarılmadığını belirterek sürecin ilerleyebilmesi için somut hukuki adımların atılması gerektiğini vurguladı. KCK ise çerçeve yasaya ilişkin olarak Öcalan'ın özgürleşmediği bir politikanın kabul edilmeyeceğini belirtti. Bu açıklama, sürecin en hassas dengelerinden birini oluşturuyor ve yasanın içeriğinin nasıl şekilleneceğini etkileyebilir.
Muhalefet partileri sürece ne diyor?
İYİ Parti, çerçeve yasaya karşı en net tavır koyan muhalefet partilerinden biri. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 'Teklif Meclis'e gelirse tüm yasal haklarımızı kullanacağız' diyerek partisinin yasayı engellemek için Meclis'teki tüm araçları kullanacağını açıkladı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise süreci daha sert bir dille eleştirerek 'Benim isyanım; bir katilden kravatlı bir siyaset adamı yaratmaya çalışmalarıdır' dedi.
Dervişoğlu, yasal düzenlemelerin Abdullah Öcalan tarafından talep edildiğini öne sürerek 'Sürecin her tarafına Abdullah Öcalan'ı bir çözüm aktörü olarak dayatıyorlar. Ben bir katilin, yarattığı sorunları çözüyor diye alkışlanabileceği bir Türkiye hayali ile yetişmedim' ifadelerini kullandı. Bu çıkış, muhalefetin sürece sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir itiraz da geliştirdiğini gösteriyor. İYİ Parti'nin Bayrak Mitingi'yle de sürece karşı toplumsal muhalefeti örgütlemeye çalıştığı görülüyor.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da süreci 'teslimiyet' olarak nitelendirerek sert eleştirilerde bulundu. Özdağ, 'Müzakere süreci, teslimiyet sürecine dönüştü' diyerek PKK'nın silah bırakmamasına rağmen güvenlik noktalarının kaldırılmasını eleştirdi. Özdağ, 'Bebek katillerine, Mehmetçik katillerine af yok. Türkiye terörü tamamen yok edecek güçtedir' derken, 'Öcalan'ın onayıyla yasa taslağı hazırlanıyor' iddiasında bulundu. Doğu ve Güneydoğu'da 2 bin 763 güvenlik noktasının kaldırılmasını da hatırlatan Özdağ, bu adımı güvenlik zaafı olarak değerlendirdi.
HÜDA PAR ise sürece farklı bir açıdan yaklaşıyor. Parti Genel Başkan Yardımcısı Emiroğlu, 'Bir daha bu memlekette silahlar konuşmasın, kan akmasın' diyerek süreci desteklerken, Haziran ayı başında 11 maddelik kendi kanun tekliflerini Meclis Başkanlığına sunduklarını belirtti. HÜDA PAR'ın teklifinde, silah bırakanlara 'silah bırakırsanız cezaevindekiler ve yurt dışındakilerle ilgili şu yolları izleyeceğiz' şeklinde net bir teklif sunulması ve bir izleme kurulu aracılığıyla sürecin yürütülmesi öneriliyor. Bu, sürece destek veren partilerin de iktidarın yaklaşımından farklı perspektifler sunduğunu gösteriyor.
Sahada neler değişti?
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında önemli somut adımlar atıldığını açıkladı. Çiftçi'ye göre, terör örgütü PKK'nın 12 Mayıs 2025'te silah bırakma kararı almasının ardından 219 terör örgütü mensubu ikna edilerek teslim oldu. Bunlardan 134'ü 2026 yılında teslim oldu. Çiftçi, 'Terör örgütü mensuplarını ikna yoluyla teslim olmaya yönelik bir çalışmamız var' diyerek sürecin güvenlik boyutunun da devam ettiğini vurguladı.
Güvenlik noktalarının kaldırılması da sürecin en görünür adımlarından biri. Bakan Çiftçi, 2 bin 763 yol kontrol ve arama noktasının kaldırıldığını açıkladı. Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde işlevini yitiren ve görevini tamamlayan bir yol kontrol noktasının kaldırıldığını belirten Çiftçi, bu uygulamanın NATO Zirvesi'yle ilgisinin bulunmadığını da ekledi. Müfettişlerin sahada çalıştığını ve kalan noktaların da gözden geçirildiğini söyleyen Çiftçi, 'Acaba bunların da devam etmesi gerekir mi, kaldırılması gerekir mi?' diye sivil bir gözle yeniden değerlendirme yapıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Artık Doğu ve Güneydoğu'da çobanlarımız yaylada' ifadesi, sürecin toplumsal yaşam üzerindeki etkisini özetler nitelikte. TBMM Başkanı Kurtulmuş da 'Terörsüz Türkiye sürecinin yüzde 80'i geride kaldı' diyerek sürecin ilerlediğini ve büyük ölçüde tamamlandığını savundu. Kurtulmuş, Cudi Dağı'nda yaptığı açıklamada 'O dağlarda bir zamanlar insanların piknik yapması, yürümesi bile mümkün değildi' diyerek geçmişle günümüz arasındaki contrastı vurguladı.
Ancak muhalefet, bu somut adımların yeterli olmadığını ve hatta güvenlik zaafı yarattığını öne sürüyor. Ümit Özdağ, güvenlik noktalarının kaldırılmasını 'PKK'nın silah bırakmamasına rağmen' yapıldığı için eleştirirken, İYİ Parti de sürecin terörle mücadele yerine teslimiyet anlamına geldiğini savunuyor. İktidar ise bu adımların sürecin doğal sonucu olduğunu ve güvenlik ihtiyacının azaldığını belirtiyor.
Geçmişte ne olmuştu? 8 pişmanlık yasası
Türkiye, terör örgütlerinden ayrılmayı teşvik eden hukuki düzenlemeler konusunda önemli bir geçmişe sahip. Independent Türkçe'de yayımlanan analize göre, bugüne kadar 8 ayrı pişmanlık yasası çıkarıldı. Bu yasalar, terör örgütünden ayrılan ve teslim olan kişilere belirli hukuki güvenceler sağladı. Ancak analize göre, 'Yeni düzenlemenin yalnızca 8. pişmanlık yasasının devamı olarak görülmesine izin verilmemelidir' çünkü geçmiş yasaların sonuçları her zaman beklenen düzeyde olmadı.
Türkiye Cumhuriyeti, yaklaşık 40 yıldır terörle mücadeleyi yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, aynı zamanda hukuki, siyasal ve toplumsal araçlarla da çözmeye çalışan bir devlet. Bugün kamuoyunda 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırılan süreç de bu arayışın son halkasını oluşturuyor. TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan yol haritası, bugün tartışılan sürecin siyasal çerçevesini oluşturuyor. Komisyon, tüm partilerin katılımıyla çalıştı ve ittifakla bir rapor ortaya koydu.
Geçmiş çözüm denemelerinden en bilineni, 2013-2015 yılları arasında yürütülen 'çözüm süreci' idi. O süreçte de yasal düzenlemeler ve silah bırakma adımları gündeme gelmiş, ancak süreç 2015'te çökmüştü. Şimdiki sürecin en önemli farkı, TBMM'de tüm partilerin katılımıyla bir komisyon kurulması ve ortak bir rapor hazırlanması. Kurtulmuş, 'Partilerin böyle bir komisyonda bir araya gelmiş olması, ittifakla bir sonucun ortaya çıkmış olması büyük bir siyasi kararlılıktır' diyerek bu farkı vurguluyor.
Ancak geçmiş tecrübeler, sürecin her aşamasında riskler barındırdığını gösteriyor. Independent Türkçe analizinde, 'Geçmiş tecrübelerden ders çıkarılmasının zorunlu olduğunu' belirten yazar, yeni düzenlemenin yalnızca pişmanlık yasalarının tekrarı olmaması için eşzamanlı mekanizmalar ve hukuki güvenceler içermesi gerektiğini savunuyor. DEM Parti de benzer bir endişeyi dile getirerek, silah bırakma ve dönüş sürecinin ancak hukuki güvence ve eşzamanlı mekanizmalarla ilerleyebileceğini vurguluyor.
Çerçeve yasa genel af mı?
Hayır, çerçeve yasa genel af niteliğinde değil. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu konuyu net bir şekilde açıkladı: 'Yasal düzenleme genel af niteliğinde olmayacak.' Yasa, belirli bir süre için geçerli olacak ve yalnızca silahını bırakıp örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden örgüt mensuplarını kapsayacak. Suça karışan ve karışmayan ayrımı yapılacak; suç işlemiş olanlar yasadan yararlanamayacak.
AK Parti kaynakları, yasanın kapsamını şöyle çiziyor: Örgüt mensuplarına belli bir süre (AK Parti bu sürenin 1 yıl olmasını istiyor) verilecek. Bu süre içinde silah bırakıp Türkiye'ye gelenler yasadan yararlanabilecek. Ancak Türkiye'ye gelenler 5 yıl süreyle siyaset yapamayacak. Suç işlememiş olsalar bile belli bir süre adli kontrol kuralları uygulanacak. Yaklaşık 200 örgüt yöneticisinin Türkiye'ye gelemeyeceği de belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı yazıda daha önceki hiçbir süreçte konunun bu seviyede TBMM gündemine ve kanun aşamasına gelmediğini hatırlattı. Uçum, bu eşiğin hafife alınmaması gerektiğini ve yasal düzenlemenin Meclis tatile girmeden önce çıkarılmasının beklendiğini aktardı. Bu, iktidarın sürece olan güvenini ve kararlılığını gösteriyor.
Ancak muhalefet, 'af değil' söylemine karşı kuşkulu. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, 'Bir katilden kravatlı bir siyaset adamı yaratmaya çalışıyorlar' diyerek yasanın pratik sonuçlarının af anlamına geleceğini öne sürüyor. Zafer Partisi lideri Özdağ da 'Bebek katillerine af yok' diyerek benzer bir eleştiri getiriyor. İktidar ise yasanın suç işleyenleri kapsamayacağını ve yalnızca silah bırakanları hukuki güvence altına alacağını savunuyor. Bu tartışma, yasanın Meclis'te görüşülürken en çok gündeme gelecek konulardan biri olacak.
| Konu | Detay |
|---|---|
| Taslak madde sayısı | 9-10 madde |
| Yasa niteliği | Geçici, münhasır, af değil |
| Silah bırakma kararı | 12 Mayıs 2025 |
| Teslim olan terörist | 219 (134'ü 2026'da) |
| Kaldırılan kontrol noktası | 2 bin 763 |
| Siyaset yasağı süresi | 5 yıl |
| Örgüt yöneticisi kısıtı | ~200 kişi gelemeyecek |
| Süreç ilerlemesi | Yüzde 80 (Kurtulmuş) |
| İmralı heyeti görüşme aralığı | 40 gündür görüşme yok |
'Biz yasal çerçevenin kapsamını bilmiyoruz, içeriğini bilmiyoruz. Israrlarımıza rağmen henüz bizimle paylaşılan bir taslak yok. Sayın Öcalan'la taslağın görüşüldüğü ve onayladığı söyleniyor. Biz bunu nasıl teyit edebiliriz?' — DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada
Bundan sonra ne olacak?
Çerçeve yasanın TBMM'ye sunulmasının ardından süreç, komisyon görüşmeleri ve Genel Kurul oylamasıyla devam edecek. Eğer taslak bu hafta Başkanlığa sunulursa, komisyon görüşmelerinin hızla tamamlanması ve Ağustos ayının ilk haftasına kadar Genel Kurul'da oylanması hedefleniyor. Ancak Meclis'te bekleyen 12. Yargı Paketi, torba kanun ve öğrenci affı gibi teklifler, çerçeve yasanın sırasını etkileyebilir.
DEM Parti'nin taslağı görmesi ve İmralı heyetinin Abdullah Öcalan ile görüşmesi, sürecin kritik ön koşulları. Eğer bu görüşme gerçekleşirse ve taslak üzerinde mutabakat sağlanırsa, yasanın Meclis'te daha hızlı ilerlemesi beklenebilir. Aksi halde, DEM Parti'nin itirazları süreci geciktirebilir. KCK'nın Öcalan'ın özgürleşmediği bir politikayı kabul etmeyeceği yönündeki açıklaması da sürecin geleceğini etkileyebilecek bir başka değişken.
AK Parti yetkilileri, karşı tarafın büyük mağaraları ve silahları teslim etmesini bekliyor. 'Teslim etsinler, ertesi gün buradan kanun çıkar' mesajı, yasanın çıkış hızının sahada atılacak adımlara bağlı olduğunu gösteriyor. İçişleri Bakanı Çiftçi'nin açıkladığı 219 teslim olan terörist sayısının artması, iktidarın elini güçlendirecek ve yasanın Meclis'te daha rahat geçmesini sağlayacak bir gösterge olabilir.
Muhalefet partilerinin Meclis'te yasayı engellemek için kullanacağı araçlar da sürecin şeklini belirleyecek. İYİ Parti'nin 'tüm yasal haklarımızı kullanacağız' açıklaması, uzun Genel Kurul görüşmelerini ve muhalefetin filibuster taktiklerini gündeme getirebilir. Ancak AK Parti ve MHP'nin Meclis çoğunluğu, yasanın nihayetinde geçmesini sağlayacak güce sahip. TBMM'nin yaz tatiline girmeden yasanın çıkıp çıkmayacağı, Temmuz sonundan Ağustos başına kadar geçecek süreçte netleşecek.
Sık Sorulan Sorular
Terörsüz Türkiye çerçeve yasası ne zaman çıkacak?
Çerçeve yasa taslağının Temmuz ayının üçüncü haftasında TBMM'ye sunulması bekleniyor. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis tatile girmeden yasanın çıkacağını öngörüyor. Ancak Meclis'te bekleyen diğer teklifler nedeniyle süreç Ağustos ayının ilk haftasına kadar uzayabilir.
Çerçeve yasa genel af mı olacak?
Hayır. TBMM Başkanı Kurtulmuş yasanın genel af niteliğinde olmayacağını, geçici ve münhasır bir yasa olacağını açıkladı. Yalnızca silahını bırakıp örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden ve suç işlememiş örgüt mensupları yasadan yararlanabilecek. Suç işleyenler kapsam dışı olacak.
Çerçeve yasadan yararlanmak için şartlar nelerdir?
Taslağa göre, örgüt mensuplarına belirli bir süre (AK Parti 1 yıl öneriyor) verilecek. Bu süre içinde silah bırakıp Türkiye'ye gelenler yararlanabilecek. Ancak 5 yıl siyaset yasağı uygulanacak, adli kontrol kuralları işletilecek ve yaklaşık 200 örgüt yöneticisi Türkiye'ye gelemeyecek.
DEM Parti çerçeve yasaya karşı mı?
DEM Parti yasanın temmuzda Meclis'e gelmesinde mutabakat olduğunu söylüyor ancak taslağın içeriğini görmediklerini belirtiyor. Parti, İmralı heyetinin 40 gündür Öcalan ile görüşemediğini ve sürecin şeffaf yürütülmediğini eleştiriyor. DEM Parti, izleme kurulunun Öcalan ile temas kurmasını talep ediyor.
Bu haber sizde ne uyandırdı?
…Bu habere sor
Yapay zekâ yalnızca bu haberin içeriğine dayanarak yanıtlar.
Kör Nokta Analizi
Bu konu 8 farklı kaynaktan derlendi. Aşağıdaki dağılım, hangi siyasi eğilimin konuya ne ölçüde yer verdiğini gösterir.
- Sol%25
- Merkez%38
- Sağ%37
Bu haber 8 tanımlı kaynaktan derlendi (sol 2, merkez 3, sağ 3). Kaynaklar arasında dengeli yer aldı.
Görüşlere göre kaynaklar
Yorumlar
(0)İlk yorumu siz yapın.
Gündemi kaçırmayın
Günün özetini almak için listeye katılın.
Yakında · 2 dk okuma