İçeriğe geç
Türkiye Arşivi

İmamoğlu Casusluk Davasında Tutukluluğa Devam: 29 Eylül'e Ertelendi

Silivri'de aynı gün üç ayrı davada hakim karşısına çıkan İmamoğlu, 'Kimin casusuyum?' diye sordu; mahkeme tüm sanıkların tutukluluğuna devam kararı verdi

Türkiye Arşivi Haber Merkezi 8 Temmuz 2026 1 dk okuma
Paylaş
İmamoğlu Casusluk Davasında Tutukluluğa Devam: 29 Eylül'e Ertelendi
Özet — 30 saniyede
Yapay Zekâ
  • Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün yargılandığı 'siyasal casusluk' davasında dört sanığın da tutukluluk halinin devamına hükmetti.
  • İmamoğlu aynı gün diploma ve İBB yolsuzluk davalarında da hakim karşısına çıkarken, NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapıldığı gün Silivri'de yargılanmasına dikkat çekti.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışman Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün'ün yargılandığı 'siyasal casusluk' davasında tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, 29 Eylül 2026 tarihine ertelendi. İmamoğlu, aynı gün Silivri'de üç ayrı salonda üç ayrı davada — casusluk, diploma sahteciliği ve İBB yolsuzluk — savunma yapmak zorunda bırakıldığını belirterek durumu 'hukuksuzluk triatlonu' olarak nitelendirdi.

Karar, Ankara'da 36. NATO Liderler Zirvesi'nin başladığı güne denk geldi. İmamoğlu, duruşmada NATO ülkelerinin başkentte ağırlanırken kendisinin Silivri'de yargılanmasına dikkat çekerek, 'NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün yargılanıyorum' dedi. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor da duruşmayı izleyenler arasındaydı ve sonrasında aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılmasının 'istatistiksel olarak bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün olmadığını' söyledi.

Öne Çıkanlar

  • Mahkeme, İmamoğlu dahil dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi, duruşmayı 29 Eylül 2026'ya erteledi.
  • İmamoğlu aynı gün casusluk, diploma sahteciliği ve İBB yolsuzluk davalarında olmak üzere üç ayrı salonda savunma yaptı.
  • Savcılık, ara mütalaasında siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin 'somut deliller bulunduğunu' öne sürerek tutukluluğun devamını talep etti.
  • Sanıklar hakkında 'siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
  • AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor duruşmayı izledi ve üç davanın aynı güne denk gelmesini 'tesadüf değil' olarak değerlendirdi.

Casusluk davası nedir ve hangi suçlamaları içeriyor?

Casusluk davası, Ekrem İmamoğlu ve üç sanığın 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek' suçlamasıyla yargılandığı davadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İmamoğlu'nun vatandaşların kişisel bilgilerini yabancı servislere sızdırılması talimatını verdiği öne sürülüyor. İddianamede dört sanık için 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Davanın merkezinde, iş insanı Hüseyin Gün'ün faaliyetleri bulunuyor. Gün'ün ajanlık faaliyetinde bulunduğu, görüşmelerini kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği ve farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiği öne sürülüyor. İmamoğlu'nun ise Gün ile ilişkisinin, kısa süreliğine kendisini ziyaret eden merhum bir kadın aracılığıyla fotoğraflara yansıdığı, bu ziyaretin casusluk suçlamasına dayanak yapıldığı belirtiliyor.

Duruşma savcısı, ara mütalaasında BTK, Emniyet ve MİT'ten istenen dijital inceleme raporlarının henüz dosyaya ulaşmadığını belirtti. Savcılık, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut deliller bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti ise tanıkların güncel adreslerinin tespit edilmesine, TELE1 üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebinin reddine ve tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

İlk duruşmada mahkeme, casusluk olup olmadığının MİT'e sorulmasına karar vermişti. İmamoğlu savunmasında, mahkemeden MİT'e müzekkere yazıldığını ancak cevap verilmediğini belirterek, 'Niye konuşmuyor MİT Başkanı? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi?' diye sordu. Hüseyin Gün de savunmasında MİT'ten gelecek raporun 'temiz geleceğine' emin olduğunu söyledi.

İmamoğlu duruşmada neler söyledi?

İmamoğlu savunmasında suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunarak, 'Hüseyin Bey örgüt yöneticisi ama beni tanımıyor. Ben de onu tanımıyorum. Madem beni casuslukla, ağır bir suçlamayla yargılıyorsunuz, böyle ağır ithamlar hangi sözde delillerin üzerine inşa ediliyor? Var mı?' dedi. İmamoğlu, kendisini ziyaret eden merhum bir kadın ile Hüseyin Gün'e ilişkin fotoğrafların iddianamede yer almasını eleştirerek, bu ziyaretin casusluk suçlamasına dayanak yapılmasını kabul edilemez bulduğunu ifade etti.

İmamoğlu savunmasında, 'Bugün burada hukuk cinayeti işleniyor. Ben de hukuksuzluk triatlonuyla bu cinayet kurbanlarından kendimi korumaya çalışıyorum' dedi. Üç ayrı davanın aynı güne denk gelmesini eleştiren İmamoğlu, 'Bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da insaniyetle açıklanacak bir tarafı yok' ifadelerini kullandı. Hakkında açılan davaların sayısının 20'yi aştığını belirten İmamoğlu, 'Hakimler değişti, heyetler değişti, mahkemeler değişti. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nu mutlaka mahkum etme iradesi' dedi.

NATO Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, 'NATO toplanıyor Ankara'da. Devlet ve hükümet başkanları Avrupa'nın güvenliğini, Ukrayna'daki savaşı, yeni güvenlik mimarisini konuşacaklar. 15.5 milyon insanının önseçimde oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün yargılanıyorum' diye konuştu. İmamoğlu, salondan çıkarken kendisini izlemeye gelen CHP Grup Başkanı Özgür Özel'e, 'Başkanımın yolunda yürümekten onur duyuyorum' dedi.

İmamoğlu'nun en dikkat çeken sözlerinden biri de MİT'e yönelikti. Hürriyet'in aktardığına göre İmamoğlu, 'Niye konuşmuyor MİT Başkanı? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Hüseyin Gün, Necati Özkan, Merdan Yanardağ casus mu değil mi? Ekrem İmamoğlu 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin alnını karışlarım' dedi.

Diğer sanıklar nasıl savunma yaptı?

Gazeteci Merdan Yanardağ, savunmasında davanın siyasi olduğunu belirterek iddianameyi sert dille eleştirdi. Yanardağ, 'NATO haydut ve emperyalist bir örgüttür. Hayatını NATO'ya karşı mücadele ile geçirmiş insanları siyasi casusluk ile suçluyorlar' dedi. İddianameyi hazırlayan savcılardan Can Tuncay'ın bugün Adalet Bakan Yardımcısı olduğunu belirten Yanardağ, 'Bu davadan ceza çıkarsa Türkiye'de herkes casusluktan yargılanabilir' ifadelerini kullandı. Yanardağ, 'Ekrem İmamoğlu'nu seçimlerde desteklemiş olmak ne zamandan beri suç? Oy kullanmak ne zamandan beri suç?' diye sordu.

Siyasi danışman Necati Özkan ise dosyada casusluk suçunu destekleyen herhangi bir delil bulunmadığını öne sürerek, 'Bu davada casusluğun adı var ama casusluk yok. Bu davanın hiçbir yerinde devletin güvenliği için gizli kalması gereken bir bilginin temin edildiğine ilişkin bir iz yok' dedi. Özkan, belediye ve iştirak şirketlerinde hiçbir resmi imzası bulunmadığını, sadece yasal bir partinin seçim kampanyasını yürüttüğünü belirtti. Hüseyin Gün ile yalnızca 2019 yerel seçimlerinden önce bir kez görüştüğünü, sonrasında İBB'ye ürün satmak amacıyla yapılan tek sunum nedeniyle bir araya geldiklerini anlattı.

Hüseyin Gün ise hakkındaki suçlamaları reddederek, 'Hiçbirimiz casus değiliz. Casusluk faaliyeti içinde hiç bulunmadım. Tam tersine bugüne kadar hep devletim için, yurt dışında hem siyasi hem sosyal hem de ekonomik imkanlarımı kullanarak devletimin menfaatleri için mücadele verdim' dedi. Gün, yalnızca açık kaynaklardan elde edilen verilerle ücretsiz sosyal medya analizi yaptığını, 'Seçimleri yazılım değil, aday kazanır. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını verdim?' diyerek beraatini istedi. Yanardağ'ın avukatı Selin Nakıpoğlu ise celse arasında mahkeme heyeti ve duruşma savcısının değişmesine tepki göstererek, 'Bugün müvekkilin özgürlüğü hakkında karar verecek heyet, ilk celsedeki savunmayı dinleyen heyetle aynı değil' dedi.

İmamoğlu'nun yargılandığı diğer davalar neler?

İmamoğlu aynı gün üç ayrı davada hakim karşısına çıktı. Casusluk davasının yanı sıra, iptal edilen üniversite diplomasına ilişkin 'zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik' suçlamasıyla yargılandığı davada da savunma yaptı. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen bu davada İmamoğlu hakkında 2,5 yıldan 8 yıl 9 aya kadar hapis ve 'siyasi yasak' isteniyor. Mahkeme, Danıştay'a yapılan başvurunun sonuçlanmasını beklemek üzere duruşmayı 25 Aralık 2026'ya erteledi.

İBB yolsuzluk davasında ise İmamoğlu'nun 8 Temmuz Çarşamba ve 9 Temmuz Perşembe günleri savunma yapması bekleniyor. Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu, 'Suç örgütü kurmak ve yönetmek' başta olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor. Savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Bu davada 59'u tutuklu toplam 414 sanık yargılanıyor.

İmamoğlu, diploma davası savunmasında 'Benden her şeyi parçalasanız sahteci çıkmaz' diyerek suçlamaları reddetti. İstanbul Üniversitesi'nin 2020 yılında CİMER'e verdiği yanıtta kayıt işlemlerinin usulüne uygun olduğunu belirttiğini, üniversitenin kendi bilgi notlarında ve YÖK Denetleme Kurulu raporlarında da yatay geçiş şartlarını sağladığının kayda geçirildiğini söyledi. İmamoğlu, 'İstanbul Üniversitesi CİMER'de usulsüzlük yok diyor, Rektör hukuka uygun diyor, YÖK Denetleme Kurulu bütün şartları taşıyor diyor; biz burada neyi yargılıyoruz?' diye sordu.

İmamoğlu, 23 Mart 2025'te tutuklanarak İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği gün tutuklanan İmamoğlu, o günden bu yana Silivri'de tutuklu bulunuyor. Türkiye'de cumhurbaşkanı adayı olmak için en az lisans mezunu olmak gerekiyor ve İmamoğlu'nun diplomasının iptali, adaylık şartını da tartışmalı hale getirmişti.

Casusluk davasında süreç nasıl işledi?

Casusluk davasının arka planı, 2024 yılı Temmuz ayında Hüseyin Gün'ün tutuklanmasına dayanıyor. Gün'ün etkin pişmanlıktan yararlanması kapsamında verdiği ifade sonrası soruşturma genişletildi. Soruşturma kapsamında toplanan delillerle ve Gün'ün incelenen dijital materyallerinde, 2019 yerel seçim kampanyasında işbirliği yapmak ve seçmenlere ait gizli bilgilerin sızdırılması nedeniyle İmamoğlu, siyasi danışmanı Necati Özkan ve TELE1 kurucusu Merdan Yanardağ tutuklandı.

Davanın ilk duruşması Mayıs 2026'da görüldü. İlk duruşmada mahkeme, casusluk olup olmadığının MİT'e sorulmasına karar verdi. Bu karar, savunma tarafından olumlu karşılanırken, 'casusluk olsa MİT bilirdi' argümanı öne çıktı. İkinci duruşma ise 6-7 Temmuz 2026'da görüldü ve bu duruşmada savcılık ara mütalaasını sundu.

TarihGelişme
Temmuz 2024Hüseyin Gün tutuklandı, etkin pişmanlık ifadesi alındı
2024 (sonbahar)İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ tutuklandı
23 Mart 2025İmamoğlu İBB Başkanlığı'ndan uzaklaştırıldı, tutuklandı
Mayıs 2026Casusluk davasının ilk duruşması görüldü, MİT'e müzekkere
6-7 Temmuz 2026İkinci duruşma, savcı ara mütalaa, tutukluluğa devam
29 Eylül 2026Üçüncü duruşma tarihi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 12 Haziran 2026 tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti. Bu durum, savunma tarafının tepkisine yol açtı. Yanardağ'ın avukatı, heyet değişikliğini eleştirerek, 'Dosya okunabilir ama savunma dinlenir' dedi. İmamoğlu da savunmasında mahkemelerinde 18 hakimin değiştiğini belirterek bu durumu eleştirdi.

Uluslararası tepkiler ve gözlemci değerlendirmeleri

Duruşmayı izleyen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, duruşma sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değil' ifadelerini kullandı. Amor, durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmediklerini ancak 'iktidarın hayal gücünün her defasında sınırları aştığını' söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise NATO Zirvesi nedeniyle TBMM'nin kapalı olması üzerine partisinin grup toplantısını Eskişehir'de yaptı. Özel, NATO Zirvesi kapsamında alınan güvenlik önlemlerini eleştirerek, 'Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir' dedi. Özel, ana muhalefet partisinin belediye başkanlarının ve seçilmiş isimlerinin tutuklu olduğu bir süreçte NATO Zirvesi yapılmasını Türkiye'nin demokrasi açısından karşı karşıya olduğu sorunların bir göstergesi olarak değerlendirdi.

'Bugün burada hukuk cinayeti işleniyor. Ben de hukuksuzluk triatlonuyla bu cinayet kurbanlarından kendimi korumaya çalışıyorum. Bir hukuksuzluk triatlonu içerisinde mücadelemi sürdürüyorum.' — Ekrem İmamoğlu, Silivri duruşması savunması (Hürriyet'in aktardığına göre)

Özel, NATO Zirvesi öncesinde uluslararası yayın platformu Project Syndicate'te kaleme aldığı makalede, Türkiye'nin NATO açısından vazgeçilmez stratejik konumunu koruduğunu ancak ülkedeki demokratik gerilemenin hem iç istikrar hem de ittifakın uzun vadeli güvenliği açısından dikkate alınması gerektiğini söyledi. Özel, uluslararası toplumun yalnızca mevcut hükümete değil, Türkiye'nin demokratik geleceğine de odaklanması gerektiğini savundu.

Karar' köşe yazarı Akif Beki, duruşma izlenimlerini 'Askıda casusluk' başlığıyla paylaştı. Beki, 'Tutuklular yine tutuklu, sorular yine cevap bekliyor, Tele1 yine kayyumda, casusluk suçlaması yine askıda' diyerek davanın belirsizliğini vurguladı. Beki'ye göre, suçlamaya konu bir casusluk faaliyetinin var olup olmadığının MİT'e göre belirsizliğini koruduğu, Hüseyin Gün'ün sunduğu yetkilendirme belgesinin gerçek mi sahte mi olduğunun da iki duruşma arasında giderilemediği dikkat çekti.

Ara kararda hangi maddi kararlar alındı?

Mahkeme heyeti ara kararında şu hükümleri kurdu: Tanıkların güncel adreslerinin tespit edilmesine, TELE1 televizyonu üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebinin reddine, BTK, Emniyet ve MİT'ten istenen dijital inceleme raporlarının dosyaya ulaşmasının beklenmesine ve Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına. Duruşma 29 Eylül 2026 saat 10.00'a ertelendi.

Savcılık ara mütalaasında, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut deliller bulunduğunu belirterek tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Duruşma savcısı, BTK, Emniyet ve MİT'ten istenen cevap yazılarının henüz gelmediğini belirtti. Savcılığın 'somut delil' iddiası ile sanıkların 'casusluğun adı var ama casusluk yok' savunması arasındaki çelişki, davayı takip eden gözlemciler tarafından dikkat çekildi.

'Bu iddianame şunu söylüyor: Sen casussun ama kime, neye, neyle, nasıl casusluk yaptığını biz de bilmiyoruz, mahkeme bulsun. Bunun hukuk devletinde yeri yok.' — Merdan Yanardağ'ın avukatı Selin Nakıpoğlu (MLSA Turkey'nin aktardığına göre)

Ara kararın ardından İmamoğlu salondan ayrılırken 'Bunlar tırıvırı, hepsi geçecek' dedi. Merdan Yanardağ ise 'Bu bir istibdat mahkemesi. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet' ifadelerini kullandı. İmamoğlu'nun İBB yolsuzluk davasında 8-9 Temmuz'da savunma yapması beklenirken, diploma davası 25 Aralık 2026'ya ertelendi. Böylece İmamoğlu'nun üç ayrı davadaki kritik savunmaları aynı hafta içinde tamamlanmış olacak.

Sık Sorulan Sorular

İmamoğlu casusluk davasında ne kadar hapis isteniyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün için 'siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor. Suçlama, 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek' olarak ifade ediliyor.

Casusluk davasının bir sonraki duruşması ne zaman?

Mahkeme, duruşmayı 29 Eylül 2026 saat 10.00'a erteledi. Bu tarihte BTK, Emniyet ve MİT'ten istenen dijital inceleme raporlarının dosyaya ulaşması bekleniyor. Ayrıca tanıkların güncel adreslerinin tespit edilmesi de ara kararlar arasında yer alıyor.

İmamoğlu aynı gün kaç davada savunma yaptı?

İmamoğlu, 6 Temmuz 2026'da Silivri'de üç ayrı salonda üç ayrı davada savunma yaptı: 'Siyasal casusluk' davası (İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi), 'zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik' davası (İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi) ve İBB yolsuzluk davası (İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi). İmamoğlu bu durumu 'hukuksuzluk triatlonu' olarak nitelendirdi.

AP Türkiye Raportörü duruşmayı neden izledi?

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve yanındaki heyet, duruşmaları uluslararası gözlemci sıfatıyla izledi. Amor, duruşma sonrasında üç davanın aynı güne denk gelmesini 'tesadüf değil' olarak değerlendirerek, bunun 'istatistiksel olarak bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesinin mümkün olmadığını' söyledi. Amor'un yanında asistanı Juan José López Gómez ve Sosyalistler & Demokratlar Grubu Danışmanı da bulundu.

Bu haber sizde ne uyandırdı?

Bu habere sor

Yapay zekâ yalnızca bu haberin içeriğine dayanarak yanıtlar.

Kör Nokta Analizi

Kör Nokta· Sol medya az yer verdi

Bu konu 8 farklı kaynaktan derlendi. Aşağıdaki dağılım, hangi siyasi eğilimin konuya ne ölçüde yer verdiğini gösterir.

  • Sol%13
  • Merkez%50
  • Sağ%37

Bu haber 8 tanımlı kaynaktan derlendi (sol 1, merkez 4, sağ 3). Sol cenahı görece az yer verdi.

Tüm kaynakları ve kör nokta detayını gör

Yorumlar

(0)

İlk yorumu siz yapın.

·

İlgili Haberler