Trump Erdoğan Savaşa Girecekti Durdurdum: NATO Zirvesi Sonuçları
Ankara'daki NATO Zirvesi'nden S-400 satışı, CAATSA yaptırımları ve yüzde 5 savunma harcaması kararı çıktı
- Trump'ın 'Erdoğan savaşa girecekti durdurdum' sözü gündem oldu.
- NATO Ankara Zirvesi'nde S-400'lerin üçüncü ülkeye satışı, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve savunma harcamasının yüzde 5'e çıkarılması kararları alındı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi'nin ardından sarf ettiği “Eğer ben olmasaydım, Türkiye savaşa girerdi” sözleri, Türkiye'de en çok aratılan konuların başına yerleşti. Trump'ın ifadesinin arka planında, İran'daki ayrılıkçı Kürt grupların kara gücü olarak kullanılması planının Ankara tarafından izlenmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu senaryoya kayıtsız kalmayacağı mesajını vermesi yatıyor.
7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, S-400'lerin üçüncü ülkeye satışı, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 teslimatı ve savunma harcamalarının GSYİH'nin yüzde 5'ine çıkarılması gibi Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren kararlarla sonuçlandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise iktidarın zirvede “dört büyük hata” yaptığını öne sürerek eleştirilerini sıraladı.
Öne Çıkanlar
- Trump, “Ben olmasaydım Türkiye İran'da savaşa girerdi” dedi; arka planda Süleymaniye üzerinden İran'a operasyon planı vardı.
- S-400'lerin üçüncü bir ülkeye satılması gündeme geldi; Kremlin Sözcüsü Peskov konuyu doğruladı.
- Trump, CAATSA yaptırımlarını kaldırmak istediğini ve F-35 kararını değerlendireceğini açıkladı.
- NATO savunma harcaması hedefi yüzde 5'e çıktı; CHP'ye göre Türkiye'nin ek 50 milyar dolar harcaması gerekir.
- Zirvede 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması duyuruldu.
Trump'ın “Savaşa Girecekti” Sözü Ne Anlama Geliyor?
Trump'ın NATO Zirvesi sonrası “Eğer ben olmasaydım, Türkiye savaşa girerdi” şeklindeki açıklaması, Türkiye'de geniş yankı buldu. Yeni Şafak yazarı Yahya Bostan'ın kulis bilgilerine dayanan köşe yazısında aktardığına göre, Trump'ın kastettiği durum İran'daki ayrılıkçı Kürt grupların İran'a karşı kara gücü olarak kullanılması planıydı.
Bostan'ın aktardığı bilgilere göre, plan Süleymaniye üzerinden İran'a sokularak bazı bölgelerin ele geçirilmesini ve halkın rejime karşı ayaklandırılmasını içeriyordu. Bu senaryo, Ankara'nın “terörsüz Türkiye” süreciyle inşa ettiği bölgesel denklemi ters yüz edebilirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump ile görüşerek Ankara'nın böyle bir senaryoya kayıtsız kalmayacağını ve sahada gerekli tedbirleri alacağını ilettiği öğrenildi.
MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın o süreçte Irak'taki aktörler üzerinde büyük baskı kurduğu da bilgilere dahil. Trump'ın açıklamasıyla aynı zamanda Netanyahu'ya “Bak, seni ben koruyorum” mesajını verdiği değerlendiriliyor. ABD'nin asıl talebinin ise İran savaşında Türkiye'yi tarafsız bırakmak olduğu ifade ediliyor.
Türkiye'nin bu savaşın parçası olamayacağı, aksine gerilim ve kaosun ulusal güvenliğini tehdit edeceği için başından beri ateşin sönmesi için çabaladığı vurgulanıyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı, zirve sonrası NATO belgesinde ilk kez İran'ın yer almasının Türkiye açısından risk oluşturduğunu, ileride olası bir NATO operasyonunda Türkiye'nin pozisyonunun sorunlu hale gelebileceğini belirtti. Sarı, Türkiye'nin İran'la kurduğu diplomatik ilişki ve kolaylaştırıcılık rolünün riske atılabileceği uyarısında bulundu.
S-400'lerin Akıbeti Ne Olacak?
NATO Zirvesi'nin en dikkat çeken sonuçlarından biri, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satılması ihtimali oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirvede S-400'lerin geleceğine yönelik bir soruya “Bizi izlemeye devam edin” yanıtını vermesi Ankara kulislerini hareketlendirdi.
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bu yanıtın ardındaki senaryoyu köşesine taşıyarak sistemlerin Körfez ülkesine — iddialara göre BAE'ye — devredilebileceğini yazdı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya'nın S-400'lerin üçüncü ülkelere satışı konusunda Türkiye ile temas halinde olduğunu doğrulayarak “Son derece hassas bir konu. Rusya ile Türkiye temas halinde” dedi.
S-400'lerin BAE'ye devri, ilk bakışta Türkiye'nin ABD ve NATO ile ilişkilerini tamir etmek ve F-35 gibi beşinci nesil savaş uçağı teknolojilerine yeniden ulaşmak için formüle edilmiş bir orta yol olarak görülüyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde Moskova ile yürütülen hassas denge politikası yer alıyor. Rusya'nın onayı olmadan sistemlerin bir üçüncü ülkeye devri mümkün değil.
Türkiye, 2017'de Rusya'dan S-400 sistemleri satın almış, bu durum ABD'nin CAATSA yaptırımlarını uygulamasına ve Türkiye'yi F-35 programından çıkarmasına yol açmıştı. Sistemler bugüne kadar kutusundan çıkarılmadan depoda bekletildi. Şimdi ise NATO Zirvesi sonrası bu sistemin üçüncü ülkeye satışı gündeme geldi. Karar, Türkiye-ABD-Rusya üçgeninde stratejik bir denge hareketi olarak yorumlanıyor.
CAATSA Yaptırımları Kaldırılıyor mu?
ABD Başkanı Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldırmak istediğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CAATSA konusunda “uygun adımlar atıldığını” ifade etti. Ancak sürecin ABD yasaları ve Kongre'deki değerlendirmeler nedeniyle henüz sonuçlanmadığı belirtiliyor.
CAATSA (Countering America's Adversaries Through Sanctions Act), ABD'nin Rus savunma sektörüyle işlem yapan ülkelere uyguladığı yaptırım mekanizmasıdır. Türkiye, S-400 alımı sonrası 2020'de CAATSA kapsamında yaptırımlara maruz kalmıştı. Bu yaptırımlar, Türk savunma sanayii şirketlerinin ABD ile silah ticaretini kısıtlamış ve bazı firmaların ABD menşeli parçaları tedarik etmesini engellemişti.
Trump'ın açıklaması, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açılabileceği yönünde değerlendirildi. İktidara yakınlığıyla bilinen çevreler, CAATSA'nın kaldırılmasının Türk savunma sanayii için önündeki engelleri kaldıracağını ve NATO içindeki savunma ticareti engellerinin azalacağını savundu. Türk savunma sanayii ihracatının 11 milyar doları aşması, bu engellerin kaldırılmasının ekonomik etkisini daha da büyütüyor.
Ancak muhalefet temkinli yaklaşıyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Her ne kadar güzel sözler duymuş olsak da bu işin çok somutlaşmadığını ve netleşmediğini de görüyoruz” dedi. ABD Kongresi'nde Türkiye'ye yönelik temkinli yaklaşımın sürdüğü ve CAATSA'nın kaldırılması için yasal sürecin henüz tamamlanmadığı biliniyor. Sürecin S-400'lerin üçüncü ülkeye devriyle bağlantılı olarak ilerleyeceği öngörülüyor.
F-35'ler Türkiye'ye Teslim Edilecek mi?
Trump, NATO Zirvesi'nde F-35'lerin Türkiye'ye teslimiyle ilgili karar alacağını açıkladı. Türkiye, F-35 programına 2002'den itibaren ortak ülkelerden biri olarak katılmış ve üretim sürecine milyarlarca dolar katkı sağlamıştı. S-400 alımı sonrası ABD, Türkiye'yi programdan çıkarmış ve Türk pilotların ABD'deki eğitimini durdurmuştu.
Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması, savunma sanayii çevrelerinde büyük tartışma yaratmıştı. Türkiye, program kapsamında üretim payı olan bir ülke olarak üretilen uçakların teslim edilmesini talep ediyordu. Trump'ın açıklaması, F-35'lerin Türkiye'ye geri dönebileceği yönünde ilk somut sinyal olarak değerlendirildi.
Ancak sürecin karmaşık olduğu belirtiliyor. ABD Kongresi'nde Türkiye'ye F-35 satışına karşı çıkan güçlü bir lobinin varlığı biliniyor. Ayrıca S-400'lerin Türkiye'den ayrılması, F-35 teslimatının ön koşulu olarak görülüyor. Bu nedenle S-400'lerin üçüncü ülkeye satışı ve F-35 teslimatı birbirine bağlı süreçler olarak işliyor. İki konu arasındaki bağ, eşzamanlı ilerlemeyi zorunlu kılıyor.
Savunma sanayii uzmanları, Türkiye'nin yerli savaş uçağı KAAN programının da gelişmesiyle F-35'in stratejik öneminin değiştiğini ifade ediyor. Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı teknolojisine erişimi konusunda alternatif yollar geliştirdiği belirtiliyor. Ancak F-35 gibi olgun bir platformun Türkiye'ye kazandıracağı teknoloji transferi ve operasyonel kapasitenin hâlâ kritik bir güvenlik ihtiyacı olduğu vurgulanıyor.
Savunma Harcaması Yüzde 5 Olacak mı? Türkiye'yi Ne Bekliyor?
NATO zirvesinde savunma harcamalarının GSYİH'nin yüzde 5'ine çıkarılması hedefi kabul edildi. Bu karar, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ciddi mali yük oluşturuyor. CHP'nin hesaplamalarına göre, Türkiye'nin yüzde 5 hedefini tutturmak için mevcut savunma harcamalarının üzerine yaklaşık 50 milyar dolar daha harcaması gerekiyor.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bu hedefin orta ve uzun vadede Türkiye gibi ülkelerin mali dengeleri açısından ciddi sıkıntılar yaratabileceğini belirtti. Sarı, “Bu, Batı ülkeleri için sosyal devletin olanaklarının tasfiyesine neden olurken Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından altyapı yatırımlarının ve insan kaynağına dönük yatırımların bütçede ciddi sınırlandırma ile karşı karşıya bırakma ihtimali bulunmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise zirve sonrası açıklamasında, ittifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği ve adil bir külfet paylaşımı sağlanacağı daha güçlü bir NATO'nun temellerinin Ankara'da atıldığını ifade etti. Erdoğan, külfet paylaşımına dair ifadelerin NATO sonuç bildirisine girmesini bir kazanım olarak değerlendirdi.
Savunma sanayii alanında Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği ilerleme, zirvede öne çıkan konulardan biri oldu. Türk savunma sanayii ihracatının 11 milyar doları aşması ve insansız savaş araçlarındaki üstün seviye, NATO müttefiklerinin dikkatini çekti. Avrupa ülkelerinin Türk savunma sanayiiyle ikili ilişkilerini üst seviyede tutmak için çaba harcadığı gözlemlendi. CHP de bu kazanımı tanıyarak savunma sanayinin 1970'lerden bu yana bir devlet politikası olarak desteklendiğini ve tüm hükümetlerin katkısı olduğunu vurguladı.
CHP'nin “Dört Hata” Eleştirisi Ne?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, NATO Zirvesi'ne ilişkin değerlendirmesinde iktidarın “dört büyük hata” yaptığını öne sürdü. Özel'in değerlendirmesi, zirvenin beklentileri karşılamadığı ve Türkiye açısından riskler barındırdığı temelinde şekillendi. CHP, zirveyi iktidarın diplomaside yeterince etkin olamadığı bir fırsat olarak değerlendirdi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada zirveyi “NATO 3.0” olarak nitelendirerek beklentileri karşılamadığını söyledi. Sarı, “Bu olsa olsa bundan sonraki zirvelere hazırlık bir zirvesi olabilir. Dolayısıyla NATO üç sıfır demek bu zirve için mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
CHP'nin öne sürdüğü riskler arasında, NATO belgesinde ilk kez İran'ın yer alması geliyor. Sarı, İran'ın Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi güvenliğine atıfla belgede zikredilmesinin, ileride olası bir NATO operasyonunda Türkiye'nin pozisyonunu sorunlu hale getirebileceğini belirtti. Türkiye'nin İran'la kurduğu diplomatik ilişki ve kolaylaştırıcılık rolünün risk altına girebileceği vurgulandı. Aynı durumun Ukrayna-Rusya Savaşı bakımından da söz konusu olduğu ifade edildi.
Ayrıca Trump'ın Anıtkabir'i ziyaret etmemesi de eleştiriler arasında yer aldı. Sarı, “ABD Başkanı'nın Türkiye'ye geldiğinde Anıtkabir'i ziyaret etmemesini Türkiye ziyaretleri açısından çok önemli bir eksiklik olarak görürüm” dedi. CHP, zirvede savunma sanayii alanında AB ülkeleriyle iş birliğinin Türkiye açısından önemli bir kazanım olduğunu da kabul ederek dengeli bir değerlendirme yaptı.
NATO Ankara Zirvesi'nden Çıkan Sonuçlar Neler?
36. NATO Liderler Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da 32 üye devlet ve hükümet başkanının katılımıyla gerçekleştirildi. 22 yıl aradan sonra Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı zirve, “Tamam mı devam mı?” sorusuna cevap aranan kritik bir buluşma olarak kayıtlara geçti. Zirve öncesi NATO'nun geleceği ciddi şekilde sorgulanıyordu.
Zirve öncesinde ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi şekilde değerlendiren Trump, Ankara zirvesi sonrasında “NATO büyük ilerleme kaydetti” mesajı verdi. Bu dönüş, zirvenin en önemli sonuçlarından biri olarak değerlendirildi. Trump'ın Erdoğan ile yakın dostluğu ve zirvenin Türkiye'de yapılması, bu sonucun alınmasında etkili oldu. NATO'nun dağılma senaryosu Ankara'da geri çevrilmiş oldu.
Zirvede 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması duyuruldu. İttifakın kolektif üretim kapasitesini artırmak için birlikte çalışma taahhüdü ve müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmaları bildiriye eklendi. Türkiye'nin savunma sanayisindeki derinliğinin ve iş birliğinin en üst düzeye çıkarılmasının hedeflendiği ifade edildi.
Erdoğan, AB üyesi olmayan müttefiklerin savunma alanındaki girişimlere tam olarak dahil edilmediğinde bu girişimlerin etkilerinin sınırlı olacağını vurguladı. AB'nin SAFE gibi savunma girişimlerinin NATO'yu tamamlayıcı olması gerektiği ve gereksiz tekrarlara yol açmaması gerektiği mesajı verildi. Sonuç bildirisinde “Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır” ifadesi yer alarak kolektif savunma vurgusu yapıldı. Bildiriyle müttefikler Ankara'da “devam” yanıtı vermiş oldu.
| Konu | Gelişme | Türkiye'ye Etkisi |
|---|---|---|
| S-400 | Üçüncü ülkeye satış gündemde | CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının önü açılıyor |
| CAATSA | Trump kaldıracağını açıkladı | Türk savunma sanayii üzerindeki engeller kalkabilir |
| F-35 | Teslimat kararı değerlendiriliyor | Beşinci nesil savaş uçağı teknolojisine erişim |
| Savunma harcaması | Hedef yüzde 5'e çıktı | Ek 50 milyar dolar yük gerekebilir |
| İran | İlk kez NATO belgesinde yer aldı | Olası operasyonda Türkiye'nin pozisyonu riskli |
| Tedarik anlaşmaları | 50 milyar doları aşan anlaşma | Türk savunma sanayii için fırsat |
CHP Sözcüsü Müslim Sarı: “Bizim yapmış olduğumuz hesaplara göre bu yüzde 5 hedefini tutturabilmek için Türkiye'nin mevcut savunma harcamalarının üzerine yaklaşık 50 milyar dolarlık daha savunma harcaması yapması gerekir.”
Yeni Şafak yazarı Yahya Bostan'ın aktardığına göre: “Bu, Ankara'nın üzerinde titrediği birçok şeyi temelden sarsabilirdi. Terörsüz Türkiye süreci üzerinden inşa edilen bölgesel denklemi ters yüz edebilirdi.”
Sık Sorulan Sorular
Trump “Erdoğan savaşa girecekti” derken neyi kastetti?
Trump'ın kastettiği durum, İran'daki ayrılıkçı Kürt grupların İran'a karşı kara gücü olarak kullanılması planıydı. Süleymaniye üzerinden İran'a operasyon planı Ankara tarafından izleniyordu ve Erdoğan, Trump'a bu senaryoya kayıtsız kalmayacakları mesajını iletti. ABD aslında Türkiye'nin İran savaşında tarafsız kalmasını istiyordu.
S-400'ler satılacak mı?
S-400'lerin üçüncü bir ülkeye — iddialara göre BAE'ye — satılması gündemde. Kremlin Sözcüsü Peskov, konuyu Türkiye ile görüştüklerini doğruladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya “Bizi izlemeye devam edin” yanıtını verdi. Sistemler bugüne kadar kutusundan çıkarılmadan depoda bekletildi.
CAATSA yaptırımları ne zaman kaldırılacak?
Trump kaldıracağını açıkladı ancak sürecin ABD yasaları ve Kongre değerlendirmeleri nedeniyle henüz sonuçlanmadığı belirtiliyor. Dışişleri Bakanı Fidan “uygun adımlar atıldığını” söyledi. Sürecin S-400'lerin üçüncü ülkeye devriyle bağlantılı olarak ilerleyeceği öngörülüyor.
NATO savunma harcaması yüzde 5 hedefi Türkiye'yi ne kadar etkileyecek?
CHP'nin hesaplamalarına göre Türkiye'nin yüzde 5 hedefine ulaşmak için mevcut harcamalara ek olarak yaklaşık 50 milyar dolar daha savunma harcaması yapması gerekecek. Bu durum bütçeden altyapı ve sosyal harcamaların kısılması anlamına gelebilir. Erdoğan ise adil külfet paylaşımı sağlanacağını savundu.
Bu haber sizde ne uyandırdı?
…Bu habere sor
Yapay zekâ yalnızca bu haberin içeriğine dayanarak yanıtlar.
Kör Nokta Analizi
Kör Nokta· Sol medya az yer verdiBu konu 7 farklı kaynaktan derlendi. Aşağıdaki dağılım, hangi siyasi eğilimin konuya ne ölçüde yer verdiğini gösterir.
- Sol%14
- Merkez%29
- Sağ%57
Bu haber 7 tanımlı kaynaktan derlendi (sol 1, merkez 2, sağ 4). Sol cenahı görece az yer verdi.
Görüşlere göre kaynaklar
Yorumlar
(0)İlk yorumu siz yapın.
Gündemi kaçırmayın
Günün özetini almak için listeye katılın.
Yakında · 2 dk okuma